En son yazdığımdan bu yana 2 aydan fazla zaman geçmiş. Böyle söylerken çok biliyorum ama yaşarken farkına varmıyor insan. İlk kez ailemden uzakta yaşamaya başladım. Bu yüzden mi yoksa yaşadığım yer yabancı bi memleket olduğu için mi bilmiyorum, tuhaf bi hayatta kalma iç güdüsü var galiba içimde. İnatla alışmaya çalışıyorum buraya. Daha doğrusu bünyem bunu kendi kendine yapıyor. Türkiye'ye dair çok şeyi özledim. Sevmediğim, beğenmediğim İzmir'e dair bile bi sürü şeyi. Ama burda uzun süre kalacağım fikri eskisi kadar çok koymuyor galiba. Sanırım normal bi süreç yaşıyorum. Bu konuda deneyimsiz olmak ne kötüymüş...
'İngiltere'deyim, yehuu, gezelim, eğlenelim, oturmaya mı geldik hobaa' tadında izlenimlerim fazla yok malesef. Burada turist değil, ufaktan yerleşimci olduğumuzu kendimize hatırlatıp durduğumuzdan mütevellit, ha bire gezmiyoruz. Dil kursundaki çoğu insan burdaki sayılı günlerini en verimli şekilde değerlendirmek istiyor. Bi haftasonu Londra, diğerinde Edinburgh geziyolar. Geçtiğimiz haftasonu Edinburgh'ya giden arkadaşı dinlerken, bizimkilere 'günler çuvala mı girdi ya biz de gideriz' derken buldum kendimi. Çok yerleşimci gördüm aynı zamanda kendimi:)
Geçenlerde Liverpool'a gittik biz de. Gayet tertipli, temiz bi şehir. Avrupa'nın bu seneki kültür başkenti olması hasebiyle fondan lüplettiği paraların bunda büyük payı olduğunu öğrendim. Bütün büyük inşaatların önünde tabelalar var zaten; 'Allah sizden bin kere razı olsun E.U, sayenizde ihya olduk' yazıyo hepsinde. Yani bu mealde bişeyler. İki tane de katedrale gittik. Henüz değilsem de içimde bi dinler tarihçisi olduğunu düşünmek hoşuma gidiyor. Bunu gerçekleştirme yolunda yardımcı olur bence:) Biri Anglikan, diğeri Katolik katedraliydi. Kimse gücenmesin Katolik katedralini hangi akıma özenip inşa etmişler bilmiyorum ama spor salonuyla fabrika arası bi şeye benzetmişler, hiç beğenmedim. Anglikan olan eski görünüşlü, gayet heybetliydi. Avrupa'nın en büyüğüymüş zaten. Tüylerim diken diken oldu içerde ama ne sebeble tam bilemicem:))
'Burası da şehir mi yaa, ufacık bi yer' dediğimiz Manchester'da pek de bi yere gitmiyoruz aslında. Şehre laf ederken her yeri gezip bitirmiş felan değiliz yani. Yaşadığımız muhit Rusholme denilen, doğuluların çoğunlukta olduğu bi yer. Haftasonları kırolar cirit atıyo demek istiyorum kibarca. Şehir merkezinden başka gezmek adına gittiğmiz yerler de bu muhitteki büyük parklar zaten:) Yeşil var memlekette yeşil. O da olmasa zaten, çok şükür... İlerdeki park epey büyük, göl var ufak bi tane, ördekler kuğular falan. Türkiye'de görmek için yakındaki ufak ilçelere gitmeniz gereken bi manzara şehrin göbeğinde yani.
Bu memleketin artıları ve eksileri hep denk geliyo. Ha bire sıfırlıyo kendini. Bakalım nereye kadar...
heryerdeyim, nerdeyim...
Gönderen
amor fati
13 Ağustos 2008 Çarşamba

1 yorum:
gel artık, özledim seni ...
Yorum Gönder