iki aydır bloğa neden hiç birşey yazmıyorum? 


bu sürenin başı yoğunlukla sonu rehavetle geçti diyebilirim. çünkü doktora tezimi en sonunda teslim ettim efendim. tahminimden daha rahat bi teslim süreci yaşadım aslında. her sınavın, ödevin, dersin son dakkasına kadar bişeyler yapan ben, tez teslimine 3-4 gün kala bütün büyük çaplı kontrolleri bitirmiştim. ne kadar kontrol edersem edeyim mutlaka ufak tefek yanlışlar çıkacak orası bi gerçek, mistake-proof bi tez yazdığımı düşünecek kadar ukala değilim, fakat hala inanamıyorum performansıma :) 

tabi ki de henüz herşey bitmiş değil. daha önümde tez tesliminden kat kat korkutucu bir savunma var. az ya da çok düzeltme ile geçme diye bir sistem var tez savunmasında. bi de kalma var tabi de, onu anmıyoruz biz :) master'a başladığımdan beri tanıdığım, akademik bilgisine hayran olduğum, danışman hocamın en eski ve en favori öğrencilerinden olan Andy'nin Mayıs ayında savunmasından baya bi 'çok düzeltme' ile çıkmasından beri bütün beklentilerim allak bullak aslında. danışmanım Peter, Andy'nin tezinin şimdiye kadar gördüğü tezlerin üçte ikisinden daha iyi olduğunu söyledi sonrasında, ki Peter akademik camiada tanınan ve sayılan bi hocadır. bu esnada kafaya dank eden unsur şu; savunmanıza biri kendi okulunuzdan biri de dışarıdan olmak üzere iki hoca katılıyor ve dışarıdan gelen hoca 'calls all the shots'. hasılı tezinizi o bir tek insana beğendirmenize bağlı bütün kaderiniz. bedeniz de bütün bunları düşünerek savunmaya çalışmaya başladım işte :p

fekat görüldüğü üzere uzun bir süre de yan gelip yattım :) teslimden sonraki ilk hafta pek kendimde değildim diyebilirim. astronotların dünyaya döndükten sonra yer çekimli ortama alışmaya çalışmaları gibi bişeydi durumum :) bi de üstüne grip oldum :D biletini haftalar önceden aldığımız Sezen Aksu konseri de o haftasonuna denk gelince evlere şenlik oldum diyebilirim!
ta-daa!



grip halimle Londra'ya gittim, yetmezmiş gibi bütün gün arkadaşlarla fellik fellik gezdim, sonra da akşam konserde boğaz patlattım; çok şahane oldu bence :) gece dönüşte arabada uyumadım da bayıldım resmen.. ertesi gün de kamyon çarpmış gibiydim! ama bunların hepsi Sezen Aksu'yu Royal Albert Hall'de dinlemeye değdi. 

bu arada yaptığımız diğer aktiviteler de başka yazıların konusu olsun diyerek kendimi yazmaya teşvik etmeye çalışayım. taslaklarda kayıtlı yarım kalmış bir gezi yazısı var zaten kendime söz verdiğim. artık bilgisayarın başına düzenli bi şekilde oturmaya başladığıma göre, biraz gayret edicem inşaAllah! 

biz kendi derdimizin peşindeyken, bu da tam annanemlik bi laf oldu bu arada, Kurban bayramı da geldi çattı efenim. bu ülkeye geldiğimden beri yaşadığım en bayram gibi bayramdı diyebilirim! camide bayram namazından sonra kahvaltı vardı, çok kalabalıktı, epey şenlikli geçti. gevur ellerinde beyler bayram seyran demeden çalıştığı için biz hanımlar olarak kendi çapımızda ev gezmesi yaptık, hatta sonra hızımızı alamayıp arkadaşla dışarı çıktık. sonraki bir akşam yine birine bayram gezmesine gittik, Türkiye'yi aratmayacak güzellikte ikramlarla ağırlandık. yaw böyle aile anası olunca ne güzel ikram hazırlıyor insan :) ben hala öğrenci kadrosunda olunca çok bişeye kalkışmadım tabi :D şerbetli tatlı yaptım bi tek, bayramda misafirimize ikram etmek içün :) böylece de tatil gezmesinde olan annemlere ve akraba gezmesinde olan kayınvalidemlere özenmeden bi bayram geçirdik çok şükür :)

bu 'sevgili günlük' tadındaki yazımı da sonuna kadar okuyan olursa ayrıyetten tebrik ve teşekkürlerimi sunacağım efenim!
sevgiler :)


4 yorum:

Sinan Umutlu 1 Kasım 2013 07:46  

be okudum valla

amor fati 1 Kasım 2013 13:53  

Tebrikler efenim! Ayrıca teşekkürler :)

fatmanur 7 Kasım 2013 21:55  

ben de okudum tabi ki :D

tezini teslim etmişsin. üstelik royal albert hall'da sezen aksu... ben rahatladım okurken vallahi. tebrik ediyorum hadi savunma da güzel bi şekilde geçsin inşallah...

amor fati 8 Kasım 2013 07:54  

Çok teşekkür ederim sana da canım :) bi de kocaman bir amiiiiin diyorum dualarına :)